YENİ EKONOMİK GELİŞMELERİ OKUMAK (Bakan ve Başkan Değişimi ve Belirsizlik)

0 2 hafta önce

Liberal ekonomik literatür merkez bankalarının özerkliğini vurgular. Buna ek olarak ekonomik dengeleri etkileyen değişkenlerden biri, belki de en önemlisi belirsizlikten kaçınmaktır. Belirsizlik risk, risk ise kayıp anlamına gelebilmektedir. Dolayısıyla belirsiz piyasalara yatırım gelmemesi kadar doğal bir süreç olamaz.
Son bir haftada, Merkez Bankası Başkanının görevden alınması, ardından Bakanın istifası tam bir belirsizlik derken, göstergelere aksi bir yansıma oldu. Hatta kimi çevreler tarafından hayal kırıklığı yaşattı.
Hadi hep beraber kendimize yakın hissettiğimin haber kaynaklarını takip ederek mutlu olalım biraz!..
Ancak işler o kadar basit değil dostlar. Zira bir haftalık süreç Türkiye özelinde ne kadar karmaşıksa dünya içinde bir o kadar zorlayıcı. Yani yaşananlar Türkiye ile sınırlı değil.
Literatürde döviz kurunu etkilediği kanıtlanmış benin tespit edebildiğim on dokuz nicel değişken var. Bunun anlamı bu değişkenlere bir şey olursa kura da bir şeyler olur. Ancak adı geçen değişkenler maalesef kurdaki değişimin sadece %50 sini açıklayabiliyor. Dolayısıyla kurun hararetini matematiksel formüllerle en mükemmel şekilde tahmin etmek bile ancak mekanizmanın yarısını çözebiliyor.
Peki çözümlenemeyen diğer faktörler neyin nesi?
Bilimsel kanıt içermemekle birlikte bana göre de kur üzerinde son derece etkili olduğunu düşündüğümüz değişkenleri açıklayalım. Bayezci yaklaşım (felsefi iktisat diyebiliriz) de bizim yorumladığımız gibi değerlendirecektir!..
Bunlar; ülkeye olan güven ve spekülatif dış müdahalelerdir.
Belirsizliğin azaltılması ülkenin kendi imkanları ile görece müdahalesi mümkün olan bir değişken. Ancak spekülatif müdahaleler için aynını söylemek zor. Bunun diğer adı, emperyalist gücün ayar verme mekanizması.
Açalım biraz.
Buraya kadar üç değişkenden bahsettik. Bunlardan birincisi, istatistik ve ekonomi bilimi ile de ispatlanmış nicel değişkenler. Kabaca; döviz arz edersen fiyatı düşer. Arz için ihracatı artırmak ithalatı azaltmak gerekir. İhracatı artırmak için üretmek ve satabilmek, ithalatı azaltmak için ikame ürünlerin kalite ve fiyat düzeyini rekabetçi hale getirmek gerekir. Bu mekanizma diğer örnekler le de çeşitlendirilebilir ancak sanırım bu kadarı kâfi. Yani bu işin matematiği tüm paydaşların malumu.
İkincisi güvenlin tesis edilmesi liberal ekonomilerin en önemli argümanıdır. Ekonomik aktörler güvenli limana sığınma eğilimindedir. Yani yatırımlar en güvenli ve buna ek olarak karlı alana yönelirler. Esasen bunun da matematiği var. Ekonomiye güven iki kurumun sağlam duruşuna bağlıdır. Bunlar Türkiye için Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankasıdır. İş çevresi bu iki kurumun şeffaf, hesap verebilir ve öngörülebilir olmasını ister.
Ancak son gelişmeler bu argümanı boşa çıkartmış gibi görünüyor. Zira Bakanın istifa ettiği, başkanın görevden alındığı bir ülke de ekonomik göstergeler hiç olmadığı kadar olumlu sinyaller veriyor. Bunu ben söylemiyorum. Dünya Ticaret Örgütünün son pandemi raporunda yer alıyor. Rapora göre süreçten güçlenerek çıkan üç ülke raporlandı. Bunlar Çin, Güney Kore ve Türkiye.
MB’ının döviz rezervi son on yıldır olmadığı kadar düşük. Dahası kura müdahale için piyasaya sürülen dövizin de kura herhangi bir etkisinin olmadığı defalarca test edildi. Yanı klasik arz talep yasası bu fenomeni de açıklamaktan aciz.
Peki o zaman kur neden her geçen gün yeni zirveleri test ediyor. Bunun sebebi az önce de belirttiğimiz gibi sanırım piyasaya olan güven kaybı, belirsizlik ve beraberinde taşıdığı yüksek risk.
Bir önceki yazımızda döviz kurunun yükselmesi ve ihracata etkisinden bahsetmiştir. İşte rapora yansıyan etkiler de bundan kaynaklı olabilir. Zira Otomotivde kapasite kullanım oranının %78 olarak gerçekleşmiş olması bunun en önemli delili.
Üçüncü etken ise spekülatif girişimlerin ekonomi üzerine etkileri. İşte yönetilmesi belki de en zor olan değişken. Özellikle Türkiye gibi geçmiş şimdi ve gelecek arasında sıkışmış bir ülkenin bu değişkeni yönetebilmesi sanırım kıldan ince kılıçtan keskin ince bir siyasetle mümkün. Bu da benin alanıma girmiyor.
Sonuç olarak ekonomi için anılan üç sacayağının dengesi için yapılması gereken çok iş, aşılması gereken çok sorun var.
Yazılmasını istediğiniz eko politik ve eko stratejik konuları ilişkin görüşlerinizi lütfen yorumlar kısmından bize ulaştırın.
Sağlıkla kalın dostlar.

Bir Cevap Yazın

X