Search
Generic filters
Exact matches only

Kurumsal Girişim Sermayesi (CVC) Programları ve Türkiye Girişimcilik Ekosistemi için Önemi

0 2 sene önce
girişim sermayesi

Bu yazımda son yıllarda girişimcilik ekosisteminde sıkça konuşulan konuların başında gelen bir konuya değinmek istiyorum: Kurumsal Girişim Sermayesi Programları. 

Kurumsal Girişim Sermayesi (Corporate Venture Capital=CVC) şirketlerin özel işletmelere yatırım gerçekleştirdikleri programlardır. Hemen her gün organizasyon yapısı içerisinde CVC birimi oluşturan holding, banka veya büyük ölçekli işletme haberleri okumaktayız. Katma değerli ürün ve hizmetler üreten yenilikçi işletmelere yatırım yaparak belirli bir oranda pay sahibi olan bu işletmelerin sayısının artması ekosistem açısından çok önemli.

Belirli sayıda Girişim Sermayesi (Venture Capital=VC) şirketi ve bazı melek yatırım ağları dışında ekosistemde üçüncü bir grubun yer alması girişimcileri olduğu kadar henüz iş fikrini hayata geçirmemiş tüm bireyleri heyecanlandırıyor. Ülkemiz nüfusunun büyük bir bölümünün 18 ile 40 yaş arasındaki bireylerden oluştuğu hepimizin malumu. Projesi için kaynak bulamayan veya büyük bir işletmenin çatısı altında faaliyetlerini genişletmek ve büyütmek isteyen girişimciler bu işletmelere de tıpkı VC firmalarına yaptıkları gibi başvuruyor ve belirli seçme kriterlerine göre değerlendirmeden geçiyorlar.

Bu ön bilgilendirmeden sonra CVC programlarının bazı özelliklerine değinmekte fayda görüyorum. Konuyu akademik çerçevede ele alarak çok sayıda kavram ve değişkenle de karşılaştığımızı göreceksiniz.

Tüm CVC yatırımları için bazı ortak özellikler söz konusudur. İlk olarak finansal getiri önemli bir husus iken CVC faaliyetlerini güdüleyen stratejik hedefler de bulunmaktadır. Yatırım yapılan firmalar yasal vb. diğer koşullar bakımından bağımsız işletmelerdir. Son olarak yatırım yapan firma, yatırım yapılan girişimde azınlık bir paya sahip olmaktadır.

CVC programları işletmelerin gelirleri, karlılığı ve yenilikçiliğini arttırmayı hedefleyen aşağıdaki diğer faaliyetleri ile karıştırılmamalıdır:

  • Sermayeye dayalı olmayan işletmeler arası ilişkiler
  • Sermayeye dayalı olan diğer işletmeler arası ilişkiler (örneğin; ortak girişimler veya kamu şirketlerine yapılan yatırımlar gibi)
  • İç girişimcilik faaliyetleri
  • Spin-out şirketlere yapılan yatırımlar (şirketten ayrılan çalışanların kurduğu şirketlere yapılan yatırımlar)

Bunlara ek olarak finansal portföylerini çeşitlendirmeye yönelik yapılan yatırımlar ile Girişim Sermayesi (Venture Capital=VC) fonları ile yapılan yatırımlar CVC kapsamı dışında değerlendirilmektedir.

Tarihsel Gelişim

CVC faaliyetlerinin tarihsel gelişimi dört ana dönem halinde değerlendirilmektedir.

  1. Dönem: 1960’lı yılların ortalarında işletmeler kurumsal ihtiyaçları doğrultusunda CVC programlarını uygulamaya başladılar. DU Pont, GE, Exxon gibi şirketler yatırımlar ile yeni girişimlere fon sağlamıştır.
  2. Dönem: 1980’li yılların ilk yarısında mevzuattaki değişiklikler, teknoloji odaklı ticari fırsatlarda önemli artış ve olumlu kamu piyasaları, girişim sermayesi pazarını bir bütün olarak canlandırmıştır. Kimya ve metal sektörlerinden önde gelen şirketler CVC programları oluşturmuşlardır. Analog Devices, Control Data Systems ve Hewlett-Packard gibi teknoloji firmaları ile Johnson & Johnson gibi ilaç endüstrisinden firmalar yeni girişimlere finans sağlamak üzere çalışmalar gerçekleştirdiler. 1987 yılındaki krizin hem bağımsız girişimlerde hem de CVC faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde bir durgunluğa yol açmasıyla bu periyot sonlanmaktadır.
  3. Dönem: 1990’lı yılları kapsamaktadır. Bu dönem, teknolojik ilerleme, internetle ilgili yeni girişim yaratmada artış ve girişim sermayesi yatırımlarında bir artış ile karakterize edilmektedir.
  4. Dönem: 21. yy ile birlikte CVC programları sayısında büyük bir artış meydana gelmiş ve işletmeler durgun ekonomik koşullar söz konuşu olduğu durumlarda bile CVC yatırımlarına devam etmişlerdir.İnternet tabanlı girişimler, yenilenebilir enerji üzerine çalışmalar hem bağımsız hem de kurumsal girişim sermayesi programlarının ilgisini çekmektedir. Bu dönem yapısal bir değişimi de beraberinde getirmiştir. Çok sayıda işletme CVC programlarını inovasyon stratejilerinin önemli bir bileşeni olarak görmektedir. Programların ömrü incelendiğinde bu durum açık bir şekilde görülmektedir. Geçmiş dönemlerde CVC programlarının ömrü 3 yıldan daha az iken günümüzde zorlu ekonomik koşullarda bile işletmeler CVC yatırımı yapmaya devam ederek bu programlara verdikleri önemi göstermektedir.

Burada hemen şunu belirtmek gerekir. CVC programlarının önem kazanması bir gecede gerçekleşen bir durum değildir. CVC programı açılmasının arkasındaki ilk motivasyon parlak bir işletmeye yatırım yapıp proje olgunlaştığında yüksek oranda yatırım geri dönüşünü sağlamak olsa da başka konuları da değerlendirmek gerekmektedir. Aşağıda bu başlıklara devam ediyoruz.

AR-GE departmanı ile CVC birimi çatışır mı?

Not Invented Here Sendromu

Bazı CVC yapılanmalarında asıl amacın işletme içindeki AR-GE çalışmalarını desteklemek olduğu görülmektedir. İşletmeler AR-GE yönü güçlü mikro ölçekli işletmelere veya küçük ekiplere yatırım yaparak kendi AR-GE çalışmalarına yön verme niyeti ile hareket edebilmektedir.

Burada NOT INVENTED HERE sendromu olarak bildiğimiz duruma değinmeden geçemeyeceğim. Genel olarak işletme dışında üretilen bir teknoloji veya teknik bir bilginin işletme içerisinde kullanılmasına olan direnç olarak belirtebileceğimiz bu durum CVC birimi ve AR-GE birimi arasındaki ilişkide de ele alınabilir.

AR-GE departmanının yatırım yapılan işletmeden transfer edilen bir teknolojiye veya teknik bilgiye olan direnci, CVC birimi ile AR-GE birimi arasında organizasyon içi çatışmalar yaşanabilmesini kolaylaştırmaktadır.

İşletme içindeki AR-GE çalışmaları yerine CVC birimi üzerinden gerçekleştirilen ve finansal getiri yanında dış AR-GE çalışmaları olarak dışarda geliştirilen bir teknolojinin içeriye transferi AR-GE departmanı tarafında bazı soru işaretlerine yol açabilmektedir. Bu nedenle CVC programlarının uygulanması esnasında titizlikle hareket edilmelidir.

CVC programları ile ilgili bir diğer konu girişimcilerin marka, patent ve tescilli olan ürün, teknoloji, ve teknik yeteneklerinin büyük işletmelerce kopyalanması ve günün sonunda yatırım yapılan işletmenin ticari ömrünün sonuna gelmesi olarak belirtilebilir.

“Swimming with Sharks” olarak belirtebileceğimiz bu durum bir çok örnekte ortaya çıkmıştır. Genellikle yatırım yapan işletme yatırım yapılan işletmede yönetim kurulunda bir sandalye talep etmekte ve işletme stratejilerinin şekillenmesinde rol oynamaktadır. Mentörlük açısından çok önemli olan bu duruma karşı bazı işletmeler direnç gösterebilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz durumun gerçekleşmesi ihtimaline karşı yatırım almış olsalar bile işletme içindeki stratejilerinin ve teknik konuların başka bir işletme ile paylaşılması konusunda mesafeli durmaktadır.

Etik dışı bir konuya değinerek CVC konusunun bu bölümünü tamamlamış olalım. Bazı işletmelerin yatırım yapma niyeti olmamasına rağmen bünyelerinde bir CVC birimi oluşturdukları tüm dünyanın bir gerçeği. Sadece yeni fikir ve proje toplayarak trend takibi yapan bu tür işletmeler CVC birimini dışarıdan yeni fikir, proje ve inovatif ürün çalışmaları toplayan birimler olarak kullanmaktadır.

VC’ler, melek yatırım ağları ve CVC’ler, alternatif fonlama ve mentörlük kaynakları olarak girişimcilik ekosistemimizin olmazsa olmaz oyuncuları. Üretken ve yenilikçi fakat kaynağa erişim sorunu olan çok sayıda girişimcimiz var. Sahip olduğu uzmanlıklar ile yatırım yaptıkları işletmeye parasal değer yanında işletmecilik yeteneklerini de aktaran bu yapılar, yenilikçi projeleri ve girişimleri ekonomiye kazandırarak ülkemiz açısından milli bir misyonu da yerine getirmektedir.

Ülkemiz son dönemde teknolojiyi tüketen değil aynı zamanda üreten ve dünyaya ihraç eden girişimler çıkarmaya başladıysa bu ekosistemin tüm oyuncularının ortak desteğiyle mümkün olan bir durumdur.

Son olarak paylaşmadan geçemeyeceğim. Üretken ve yenilikçi girişimcilerimiz dışında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB, TÜBİTAK, Teknoparklar, Yatırımcılar ve Hızlandırma Programlarının aynı ortak paydada buluştuğunu görmek akademisyen ve aynı zamanda bir girişimci olarak çalışma azmimizi ve motivasyonumuzu artırıyor.

Bir Cevap Yazın

X